Dune Çöl Gezegeni izle
Sizin Oyunuz:
Haydi, ilk sen oyla!
6.5 IMDB Puanı 129 Görüntülenme

Dune Çöl Gezegeni izle

Dune Çöl Gezegeni izle bir tonda konuşmasına rağmen ölüm tehdidi savurur gibi duyulan diyalogları ile filmdeki Dune 2021 izle en ikonik karakterlerden biriydi. Dune araştırması ile karşınızdayız. Frank Herbert’ün kült bilimkurgu serisinden Denis Villeneuve imzasıyla sinemaya uyarlanan Çöl Gezegeni ile ilgili ilk yorumlarımız sizlerle.

Dune kitaptan filme uyarlanan her yapıt gibi araştırmaye, üstüne düşünmeye, hem de tüketmeye başlamak konusu ile ilgili önünüze zorluklar çıkaran bir yapım. Filme gitmeden önce kitabı okumalı mı yoksa filmden tek başına durabilen bir bütün sunmasını mı beklemeli? Bu türde sorular getiriyor akla. Dune için haksız kaygılar de değil bunlar. Detaylarını sürprizbozanlar (spoiler) ile birlikte konuşalım öyleyse.

Dune ismi ile çok daha eskiden tanıştım fakat kitapları yönetmen Denis Villeneuve olarak belirlendikten sonra okudum. Filmden beklentilerim bu nedenden dhadiseı birkaç defa değişti. Daha önce ile ilgili bir araştırmayi Kayıp Rıhtım’a da yazmış bulunduğum Sicario da dahil, yönetmenin önceki bütün işlerini izledim. Hepsini de ayrı ayrı seven biri bulunduğumdan, filmden beklediğim birtakım şeyler vardı. Sakin ve kendinden emin sahneler, manalı ve karakter merkezli aksiyon ve en çok da kuvvetli bir görsel anlatı. Çöl Gezegeni neyse ki bunların fazlasını çok iyi bir şekilde yapıyor. Ancak bu film uyarlama konusu ile ilgili diğer yapımlardan biraz farklı.

Dune 2021 İncelemesi: Çöl Gezegeni Nasıl Bir Uyarlama?

Denis Villeneuve’ün diğer filmlerinden en büyük farkı bu hikâyenin ana metne çok daha sadık kalınarak uyarlanmış olması. Mesela bir diğer bilimkurgu filmi tespit edilen Arrival da orijinal bir senaryo değil. Ted Chiang’ın yazdığı Hayatının Hikâyesi adlı kısa hikayeler koleksiyonunda tespit edilen Geliş’ten uyarlanan bir yapım. Ancak filme aktarırken hikâyenin özünü, temasıni ve tonunu tutup geriye kalan kısımların fazlasını değiştirmişlerdi. Dune ise birtakım sahneleri o kadar yakından uyarlamış ki filmi izlerken kitapta okuduğum paragrafları gördüm perdede. Her sahne için de çok zarif sonuçlar vermemiş bu yaklaşım. Mesela Jessica ve Paul topteri (uzay aracını) çöldeki kum fırtınasından sonra düştükten ileri sahneyi ele alalım. Bu kısım şu şekilde özetlenebilir:

İkili Fremenleri bulduktan sonra onlara katılmak ister fakat Stilgar’ın grubundan Jamis buna karşı çıkar: Jessia’yı aralarına alabilmek istemez ve teke tek dövüşte onu temsil edecek bir savaşçı seçmesini ister. Paul hiçbir şey söylemeden dövüşe hazırlanır ve Jamis’i birkaç defa alt edip teslim olmasını ister fakat bu dövüşün ölümüne bulunduğunu öğrenir. Daha önce kimseyi öldürmediği için tereddütte kalır ve dövüşü izleyen Stilgar bu durumu dalga geçmek olarak algıladığı için sinirlenir.

Bu sahne kitapta anlatıldığı hali ile Paul için özellikle ardından devamlı başını meşgul edecek tespit edilen “korkunç gaye” fikrinin güçlendiği yer olması yönünden önceliklidir. Dövüşün anlatısı Paul’ün iç dünyasını aktaran şekilde yazılıdır; her ataktan sonra Paul’ün eğitimini hatırlayışı, kalkan kullanmaya alıştığı için farklı hareket etmesinin bahsi geçiyor. Arada Jessica’nın bu durumu fark etmesi ve endişelenmesini okuyup daha sonra da Paul’ün öldürmek konusu ile ilgiliki tereddüdüne tanık oluyoruz.

Bu sahne hem temposu hem içeriği bakımından nerdeyse birebir uyarlanmış filmde. Ancak aynı tempoyu filmde görmek sahnenin verilen his yönünden bir acayip geliyor. Sahnedeki hadiseların çoğunda bir tutukluk var gibi. Dövüşün kendisi ile ilgili ne hissetmemiz gerekliliğini anlayamadım kameradan. Stilgar’ın Jessica ile konuşması garip bir biçimde kurgulanmış. Dövüş koreografisi gergin hissettirecekken oturaksız görünüyor ve sahne sessiz bir şekilde bitiveriyor. Bu sahnenin Fremenler yönünden öncelikli tespit edilen alanı yani “kişinin vücudu kendisine, suyu ise kabileye aittir” alanı gösterilmiyor bile. Buna benzer şekilde kitaptan birebir uyarlanıp sinemada çok iyi durmayan birkaç şey daha vardı. Ancak neyse ki filmin tamamı bu şekilde uyarlanmamış; birtakım kısımlar aslında yaratıcı şekillerde aktarılmış.

Dune evrenini tanımak isteyenler için Frank Herbet imzalı altı kitaplık bir ana seri dışında, ilk kitaptaki hadiseların ana aktörlerinden tespit edilen Atreides ve Harkonnen hanedanlarını izah eden Dune Atreides Hanedanı ve Harkonnen Hanedanı adlı, ana seriden ayrı bir kitap serisine dahil tespit edilen metinler de vardı. Bu serinin yazarları ise Frank Herbert’ün oğlu Brian Herbert ve Kevin J. Anderson. Bu hanedanları daha çeşitli izah eden kitaplar bulunduğu için çok sevinmiştim zira ne kitapta ne de filmde yeteri kadar süre ayrılmadığını düşünüyorum.

Dune Sinema Bu kitaplara ek olarak

Bu kitaplara ek olarak 17 Eylül tarihinde Hans Zimmer’ın yaptığı soundtrack albümü yayınlandı. Besteyi dinlerken çok da etkilenmedim; son on senede büyük bütçeli her aksiyon filminde çalan seslerden ayırt edemedim açıkçası. Tüm albümde iki parça hariç melodisi akılda kalan hiçbir ses yoktu. Genellikle birçok yerde okuduğum Yüzüklerin Efendisi karşılaştırmalarından sonra hayal kırıklığına uğradığımı söylemeliyim. Sadece ilk filmde bile yıllar sonra dahi akıldan silinmeyen onlarca melodi bulunduğunu düşününce bu karşılaştırmanın manasız bulunduğuna karar verdim.

Bahsettiğim bu durum filmi izlemeden önce yaşandı. Filmi izlemeye gittiğim vakit çok öncelikli bir ayrıntıyı hesaba katmadığımı fark ettim: Ses ara yüzü. Hans Zimemer ve Denis Villeneuve’ün filmin çıkışından önceki röportajlarında Dolby Atmos teknolojisini asli alarak beste hazırladıklarından bahsediyorlardı fakat bu kadar çarpıcı olacağını ön görü etmek imkânsızdı.

Genellikle Bene Gesseritler ve Paul’ün “sesi” kullandığı sahnelerde bu kadar ani, geniş Aralıklı ve olağanüstü kuvvetli bas tonları duymak insanı sarsıyor. Villeneuve’ün -ve filmin tanıtımında yer alan nerdeyse bütün oyuncuların- iki cümlesinden birinin “filmi IMAX salonunda izleyin” olması benim aklıma görüntülerin kuvvetli olacağını getiriyordu. Ancak belli ki ses ara yüzü da bu denklemin bir parçası. Seslerin volüm yükseldikçe bozulmaması ve Aralıkların genişliği filmin hikâyesine gerçek katkılar sunuyor. Gemi ve silah çatışmalarının varbulunduğu bütün sahneler çok daha vurucu ve oturaklı sesler oluşturuyor. Ancak aralarında ses ara yüzünden en çok beslenen şey Kum Solucanları oluyor. Gelişlerini, yakınlıklarını ve faaliyetlerini kum denizinde görsel olarak anlatmakta bir eksiği yok. Ses dalgalarını elinizle dokunacak kadar üç ebatlı olması harika bir his veriyor.

iMAX’in görüntüye verilen niteliğe gelelim. Yönetmenin önceki işleri arasında hikâye anlatımında görsel kullanımı en fazla ve en çarpıcı tespit edilen film bence Blade Runner 2049. Görüntülerin güzel olmasının ötesinde hikâyeyi anlatırken aktif bir rol oynamaları, sinematografiyi öneme birim bir neden haline getiriyor. Bu işi yapar iken yanısıra Roger Deakins gibi bir görüntü yönetmenin olması işleri zorlaştırmıyordu eminim. Ancak Çöl Gezegeni için görüntü yönetimini yapan Greig Fraser da kötü bir iş çıkarmamış. Genellikle uçan araçlarla geniş alanlardan yavaşça oluşturulan geçişler esnasında Blade Runner’ı hatırlatan birkaç geniş açı çekimleri var. Dahası mutlulukla söyleyebilirim ki bu çekimler hikâye, tema, ton ve oluşturdukları atmosferler ile filmin en iyi yanlarından biri.

Dune 2021 izle İmkânsız ölçeklerdeki boyutlarıyla

İmkânsız ölçeklerdeki boyutlarıyla insanı ufak hissettiren kocaman yapılar ve ölçeğin tamamıyla ortadan kalktığı kum denizleri görmeyi beklediğimiz şeylerdi; fragmanlarda ve yönetmenin filmografisi bu konuda ipucu veriyordu ve Arrakis büyüleyici çekimlerle görselleştirilmiş burada. Ancak daha ufak ölçekte, kapalı mekânlarda oluşturulan karakter çekimlerinin barok devresi ışıklandırmalarla verilmesini beklemiyordum. Oscar Isaac’in canlandırdığı Duke Leto Atreides’i oda uzunluğundaki masanın bir ucunda, Baron Harkonnen’in karşısında çırılçıplak ve felç olmuş şekilde görmek aslında vurucu. Öykünün ana çatışmasının iki yönünı bir masada karşı karşıya görmek, Leto’nun duvarda asılı, babasını öldüren domuzun kafasına bakıp ölümünü kabul edişini görmek: Sinematografinin yapması gereken her şey bu işte.

Filmin diyaloglarını ek olarak var tespit edilen bir şey değil ana anlatının gerçek bir parçası bulunduğunu görmek harika bir deneyim. Tüm bu görüntüleri IMAX salonunda izlediğim için aslında mutluyum zira hadise yalnızca ekranın büyük olmasında değil. Boyuttan ziyade ekrana daha yakın olmak deneyimi manalı kılıyor. Çünkü ekranın büyük bulunduğundan konuşmak yalnızca görüntülerin -özellikle geniş açı çekimlerin- daha çarpıcı olma ihtimalini ima ediyor ve çölde geçtiğimiz derhal her sahne bu kuvveti sonuna kadar kullanıyor. Ancak arkadaşlarımdan aldığım öneriler, internette yazılan övgüler ve hem de Villeneuve’ün ısrarları dahil hiçbir şey IMAX’in sağladığı samimiyeti, görüntünün içerisinde olma hissini anlatamadı bana. Eğer imkânınız varsa bu filmi mutlaka IMAX salonunda izleyerek deneyimlemelisiniz.

Dune: Çöl Gezegeni Oyuncu Seçimi Konusunda Ne Kadar Başarılı?
Oyuncu kadrosunda Timothée Chalamet, Zendaya, Rebecca Ferguson, David Dastmalchian, Jason Momoa, Dave Bautista, Oscar Isaac ve Javier Bardem gibi isimlerin varbulunduğu yapımda bir adet bile isabetsiz cast tercihi yok desem yeridir.

Yine de aralarından ikisi çok daha itinalı çalışılmış gözüküyor

Yine de aralarından ikisi çok daha itinalı çalışılmış gözüküyor ve her ikisi de İsveçli. Rebecca Ferguson için bu durumu bekliyordum zira filmin tanıtımında yönetmenden sonra en çok yer alan isimlerden biriydi ve Leydi Jessica için özel bir hazırlık yaptıklarından çokça bahsediyorlardı. Filmi izlerken de bu çalışmanın sonuçları çok basit gözlemlenebiliyor. Karakterin hem kendi içerisinde hem diğer karakterler ile yaşadığı çatışmaları -kitaptakinden biraz daha farklı oran ve yoğunluklarla- yaşadığı zıtlıklar üzerinden yansıtıyor.

Kitaptaki hâli ile Leydi Jessica oğlunun özel biri bulunduğundan kaynaklanan yaşanabilecek birtakım problemlerin farkında ve bunları aşmak için yapması gereken şeyleri de öngörebilen bir karakter. İşler hikâyedeki noktaya gelinceye kadar zaten -aldığı Bene Gesserit eğitimi sayesinde- iç çatışmalarını denetim etmeyi öğrenmiş oluyor. Ancak film bize bunu söylemek yerine göstermeyi tercih ediyor. Jessica’nın vermek mecburiyetinde kaldığı kararlardan ne kadar çok etkilendiğini ve ne kadar zorlandığını Rebecca Ferguson’ın müthiş oyunculuğu ile görüyoruz. Zorlandığı anlara tanık olurken de kamera derhal kaçmıyor, aksine orada durup bizi o deneyimin bir parçası haline getiriyor. Jessica kendi içine dönüp korkularına bakıyor ve sevdiklerini ve kendisini korumada ona hizmet etmeyeceğini görüyor, zira hepimizin bildiği gibi “korku aklın katilidir”.

Bir şeyin asıl kuvvetinü, manaını ve daha büyük ölçekteki konumunu göstermek için kullanabileceğiniz en iyi yöntemlerden biri önce o şeyin aksini göstermektir. Jessica’nın kendisini denetim etmeden önce verilen mücadeleyi görmek de gerçek kuvvetinü çok daha iyi bir biçimde gösteriyor. Tıpkı Arrakis’e, oradaki kum denizlerine, kumdaki dalgalara girmeden önce Caladan denizlerindeki suları görmek gibi; zıtları ile var tespit edilen ve onlara karşı mana kazanan şeyler.

Bahsi geçtiğimiz diğer İsveçli oyuncu ise Baron Vladimir

Bahsi geçtiğimiz diğer İsveçli oyuncu ise Baron Vladimir Harkonnen rolünde gördüğümüz Stellan John Skarsgård. Ses tonu, hareketleri ve yemek yiyişi ile kitaptaki haline birebir benzeyen ve bu yüzden harika tespit edilen bir parça Baron. Etrafındaki karakterler üzerindeki etkisi, makyajı ve sakin bir tonda konuşmasına rağmen ölüm tehdidi savurur gibi duyulan diyalogları ile filmdeki en ikonik karakterlerden biriydi benim için. Filmin director’s cut ya da genişletilmiş versiyonu çıkar mı bilinmez ama bir noktada çıkarsa sahnede daha çok görmek isteyeceğim karakterlerden biri mutlaka Baron olacak.

Dune Filmi Tek Başına Beklentileri Karşılıyor mu?
Gelelim asıl soruya. Maalesef, kitapları okumayan biri için hikâye kendi başına durabilen bir formda değil şu anki haliyle. Dune çok büyük bir evren ve hepsini -nerdeyse üç saat sürse bile- bir filmde anlatmak imkânsız. Hoş iki filmde anlatmak da yapılacak iş değil ama en azından şu sıralar ön hazırlığı devam eden 2. film çekilir ve her ikisinin de genişletilmiş sürümleri yayınlanırsa belki o vakit -kitaptaki kadar çeşitli olmasa bile- kendi içerisinde tutarlı çalışan bir bütün meydana çıkabilir.

Bütçeleri, endüstrideki yerleri gibi birçok ortak özelliği benzer durumdaki iki kısımlı filmler ile karşılaştıralım mesela. Harry Potter ve Ölüm Yadigârları, Avengers: Infinity War ve Endgame numune olarak işimize yarayacaktır. İki bölüm hâlinde yayınlanmış bu yapımlarda her film tek başına ele alındığı vakit başı ortası ve sonu tespit edilen, kendi ufak zirve noktalarına (climax) sahip yapımlar. Karakterlerimizin ulaşmaya çalıştıkları şeyler, başaramazlarsa karşılaşacakları sonuçlar gün gibi ortada. Dune ile kıyaslayınca daha sıkı anlatılar olduklarını söylemeliyim. Ancak Çöl Gezegeni için en büyük aksilik Dune: Birinci Kısım bulunduğundan kaynaklı geçici süreli kusur değil de bu halinde birtakım büyük taşların olmaması.

Dune araştırma 2021

Mesela Atreides ailesine ihanet eden Dr. Yueh’nun motivasyonunun tek cümle ile anlatılı geçilmesi, Baron Harkonnen’in Lansraad hanedanlarından tek cümle ile bahsedip geçmesi filmdeki birçok vakanın sebep sonuç teması bağlamında olmasını önlüyor. Bunlara ek olarak bir de hikâyenin tamamını bilmeden filmde olmasını haklı çıkaramayacağımız pek çok şey var. Kitapta -satır aralarında da olsa- çok öncelikli yer kaplayan ekoloji ve onunla gelen pek çok okumanın filmde kökten olmamasından konuşmuyorum bile.

Game of Thrones ile oluşturulan karşılaştırmalar var

Game of Thrones ile oluşturulan karşılaştırmalar var ve onların da sebebini görmek zor değil. Her iki metin de kıymetli kaynakları kullanarak ve politik hareketler yaparak güç dengelerini kendi lehine çevirmeye çalışan büyük hanedanların bulunduğu bir politik düzlemde yer alıyor. Bu tarz bir anlatının hangi formda daha iyi çalıştığı konusu ile ilgili bir kuşku yok ortada; tek filmde aktarılacak ölçüde bir hikaye değil bu.

Teknik olarak üçleme olsa da ilk iki filmi ile Dune’a benzettiğim bir diğer yapım da The Godfather serisi: Komplike politik çevrelerde istemediği bir anda güce sahip tespit edilen karakterler, harika ses tasarımları ve sinema dünyası için standart belirleyen güçte görüntüler var ikisinde de. Ancak Godfather karakterlerin motivasyonlarını, başarı ve çuvallamaları durumunda olabilecekleri o kadar açık bir şekilde anlatıyor ki ilk filmin üçüncü perdesine girince seyirci her şeye hazır oluyor. Dune için aynı şey yalnızca kitapları bilip oradaki boşlukları kendi doldurmaktan rahatsız olmayan izleyiciler için geçerli.

Aynı evrenden diğer bir yorumu Denis Villeneuve de Paul Atreides’i The Godfather’daki Michael Corleone’ye benzeterek yapmıştı.

Dune’un karşılaştırdığım bütün filmlerden farklı

Dune’un karşılaştırdığım bütün filmlerden farklı tespit edilen bir yönü var. Salondan çıktıktan sonra da akılda kalan alanı o oluyor: Yapım kendisini diyaloglar ve hadise örgüsü üzerinden değil bir görüntüler ve sesler topluluğu olarak var ediyor. Yazı ile transferi güç bir kalite ama anlatmaya çalışınca aklıma gelen sözcük sinematik oluyor. Bahsi geçtiğimiz departmanlardaki eksiklerine rağmen Dune en azından giriş bölümü olarak beklentilerimi karşıladı.

Kitapları okuyan birisi olarak Dune: Çöl Gezegeni filminden çok beğeni aldım. Umarım bir gün bu hikâyenin daha uzun süreli sürümlerinı ve belki de diziler ile daha çeşitli bir biçimde anlatıldığı hâllerini görebiliriz. Aynı evrende geçecek The Sisterhood dizisinin de yolda bulunduğunu ve çekilmesi durumunda Dune 2 devam filminin Zendaya’lı Chani karakterine odaklanacağını hatırlatalım.

Sizler Dune filmi ile ilgili neler düşünüyorsunuz? Yorum ve eleştirilerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.Dune Çöl Gezegeni izle filmi için yorumlarınız bizim için önemli

Film izle platformumuzda Venom 2 Türkçe Dublaj filmini izlemenizi öneririz.

  • Yorumlar
  • Detaylar
  • Özet & Detaylar

    Dune Çöl Gezegeni izle bir tonda konuşmasına rağmen ölüm tehdidi savurur gibi duyulan diyalogları ile filmdeki Dune 2021 izle en ikonik karakterlerden biriydi. Dune araştırması ile karşınızdayız. Frank Herbert’ün kült bilimkurgu serisinden Denis Villeneuve imzasıyla sinemaya uyarlanan Çöl Gezegeni ile ilgili ilk yorumlarımız sizlerle.

    Dune kitaptan filme uyarlanan her yapıt gibi araştırmaye, üstüne düşünmeye, hem de tüketmeye başlamak konusu ile ilgili önünüze zorluklar çıkaran bir yapım. Filme gitmeden önce kitabı okumalı mı yoksa filmden tek başına durabilen bir bütün sunmasını mı beklemeli? Bu türde sorular getiriyor akla. Dune için haksız kaygılar de değil bunlar. Detaylarını sürprizbozanlar (spoiler) ile birlikte konuşalım öyleyse.

    Dune ismi ile çok daha eskiden tanıştım fakat kitapları yönetmen Denis Villeneuve olarak belirlendikten sonra okudum. Filmden beklentilerim bu nedenden dhadiseı birkaç defa değişti. Daha önce ile ilgili bir araştırmayi Kayıp Rıhtım’a da yazmış bulunduğum Sicario da dahil, yönetmenin önceki bütün işlerini izledim. Hepsini de ayrı ayrı seven biri bulunduğumdan, filmden beklediğim birtakım şeyler vardı. Sakin ve kendinden emin sahneler, manalı ve karakter merkezli aksiyon ve en çok da kuvvetli bir görsel anlatı. Çöl Gezegeni neyse ki bunların fazlasını çok iyi bir şekilde yapıyor. Ancak bu film uyarlama konusu ile ilgili diğer yapımlardan biraz farklı.

    Dune 2021 İncelemesi: Çöl Gezegeni Nasıl Bir Uyarlama?

    Denis Villeneuve’ün diğer filmlerinden en büyük farkı bu hikâyenin ana metne çok daha sadık kalınarak uyarlanmış olması. Mesela bir diğer bilimkurgu filmi tespit edilen Arrival da orijinal bir senaryo değil. Ted Chiang’ın yazdığı Hayatının Hikâyesi adlı kısa hikayeler koleksiyonunda tespit edilen Geliş’ten uyarlanan bir yapım. Ancak filme aktarırken hikâyenin özünü, temasıni ve tonunu tutup geriye kalan kısımların fazlasını değiştirmişlerdi. Dune ise birtakım sahneleri o kadar yakından uyarlamış ki filmi izlerken kitapta okuduğum paragrafları gördüm perdede. Her sahne için de çok zarif sonuçlar vermemiş bu yaklaşım. Mesela Jessica ve Paul topteri (uzay aracını) çöldeki kum fırtınasından sonra düştükten ileri sahneyi ele alalım. Bu kısım şu şekilde özetlenebilir:

    İkili Fremenleri bulduktan sonra onlara katılmak ister fakat Stilgar’ın grubundan Jamis buna karşı çıkar: Jessia’yı aralarına alabilmek istemez ve teke tek dövüşte onu temsil edecek bir savaşçı seçmesini ister. Paul hiçbir şey söylemeden dövüşe hazırlanır ve Jamis’i birkaç defa alt edip teslim olmasını ister fakat bu dövüşün ölümüne bulunduğunu öğrenir. Daha önce kimseyi öldürmediği için tereddütte kalır ve dövüşü izleyen Stilgar bu durumu dalga geçmek olarak algıladığı için sinirlenir.

    Bu sahne kitapta anlatıldığı hali ile Paul için özellikle ardından devamlı başını meşgul edecek tespit edilen “korkunç gaye” fikrinin güçlendiği yer olması yönünden önceliklidir. Dövüşün anlatısı Paul’ün iç dünyasını aktaran şekilde yazılıdır; her ataktan sonra Paul’ün eğitimini hatırlayışı, kalkan kullanmaya alıştığı için farklı hareket etmesinin bahsi geçiyor. Arada Jessica’nın bu durumu fark etmesi ve endişelenmesini okuyup daha sonra da Paul’ün öldürmek konusu ile ilgiliki tereddüdüne tanık oluyoruz.

    Bu sahne hem temposu hem içeriği bakımından nerdeyse birebir uyarlanmış filmde. Ancak aynı tempoyu filmde görmek sahnenin verilen his yönünden bir acayip geliyor. Sahnedeki hadiseların çoğunda bir tutukluk var gibi. Dövüşün kendisi ile ilgili ne hissetmemiz gerekliliğini anlayamadım kameradan. Stilgar’ın Jessica ile konuşması garip bir biçimde kurgulanmış. Dövüş koreografisi gergin hissettirecekken oturaksız görünüyor ve sahne sessiz bir şekilde bitiveriyor. Bu sahnenin Fremenler yönünden öncelikli tespit edilen alanı yani “kişinin vücudu kendisine, suyu ise kabileye aittir” alanı gösterilmiyor bile. Buna benzer şekilde kitaptan birebir uyarlanıp sinemada çok iyi durmayan birkaç şey daha vardı. Ancak neyse ki filmin tamamı bu şekilde uyarlanmamış; birtakım kısımlar aslında yaratıcı şekillerde aktarılmış.

    Dune evrenini tanımak isteyenler için Frank Herbet imzalı altı kitaplık bir ana seri dışında, ilk kitaptaki hadiseların ana aktörlerinden tespit edilen Atreides ve Harkonnen hanedanlarını izah eden Dune Atreides Hanedanı ve Harkonnen Hanedanı adlı, ana seriden ayrı bir kitap serisine dahil tespit edilen metinler de vardı. Bu serinin yazarları ise Frank Herbert’ün oğlu Brian Herbert ve Kevin J. Anderson. Bu hanedanları daha çeşitli izah eden kitaplar bulunduğu için çok sevinmiştim zira ne kitapta ne de filmde yeteri kadar süre ayrılmadığını düşünüyorum.

    Dune Sinema Bu kitaplara ek olarak

    Bu kitaplara ek olarak 17 Eylül tarihinde Hans Zimmer’ın yaptığı soundtrack albümü yayınlandı. Besteyi dinlerken çok da etkilenmedim; son on senede büyük bütçeli her aksiyon filminde çalan seslerden ayırt edemedim açıkçası. Tüm albümde iki parça hariç melodisi akılda kalan hiçbir ses yoktu. Genellikle birçok yerde okuduğum Yüzüklerin Efendisi karşılaştırmalarından sonra hayal kırıklığına uğradığımı söylemeliyim. Sadece ilk filmde bile yıllar sonra dahi akıldan silinmeyen onlarca melodi bulunduğunu düşününce bu karşılaştırmanın manasız bulunduğuna karar verdim.

    Bahsettiğim bu durum filmi izlemeden önce yaşandı. Filmi izlemeye gittiğim vakit çok öncelikli bir ayrıntıyı hesaba katmadığımı fark ettim: Ses ara yüzü. Hans Zimemer ve Denis Villeneuve’ün filmin çıkışından önceki röportajlarında Dolby Atmos teknolojisini asli alarak beste hazırladıklarından bahsediyorlardı fakat bu kadar çarpıcı olacağını ön görü etmek imkânsızdı.

    Genellikle Bene Gesseritler ve Paul’ün “sesi” kullandığı sahnelerde bu kadar ani, geniş Aralıklı ve olağanüstü kuvvetli bas tonları duymak insanı sarsıyor. Villeneuve’ün -ve filmin tanıtımında yer alan nerdeyse bütün oyuncuların- iki cümlesinden birinin “filmi IMAX salonunda izleyin” olması benim aklıma görüntülerin kuvvetli olacağını getiriyordu. Ancak belli ki ses ara yüzü da bu denklemin bir parçası. Seslerin volüm yükseldikçe bozulmaması ve Aralıkların genişliği filmin hikâyesine gerçek katkılar sunuyor. Gemi ve silah çatışmalarının varbulunduğu bütün sahneler çok daha vurucu ve oturaklı sesler oluşturuyor. Ancak aralarında ses ara yüzünden en çok beslenen şey Kum Solucanları oluyor. Gelişlerini, yakınlıklarını ve faaliyetlerini kum denizinde görsel olarak anlatmakta bir eksiği yok. Ses dalgalarını elinizle dokunacak kadar üç ebatlı olması harika bir his veriyor.

    iMAX’in görüntüye verilen niteliğe gelelim. Yönetmenin önceki işleri arasında hikâye anlatımında görsel kullanımı en fazla ve en çarpıcı tespit edilen film bence Blade Runner 2049. Görüntülerin güzel olmasının ötesinde hikâyeyi anlatırken aktif bir rol oynamaları, sinematografiyi öneme birim bir neden haline getiriyor. Bu işi yapar iken yanısıra Roger Deakins gibi bir görüntü yönetmenin olması işleri zorlaştırmıyordu eminim. Ancak Çöl Gezegeni için görüntü yönetimini yapan Greig Fraser da kötü bir iş çıkarmamış. Genellikle uçan araçlarla geniş alanlardan yavaşça oluşturulan geçişler esnasında Blade Runner’ı hatırlatan birkaç geniş açı çekimleri var. Dahası mutlulukla söyleyebilirim ki bu çekimler hikâye, tema, ton ve oluşturdukları atmosferler ile filmin en iyi yanlarından biri.

    Dune 2021 izle İmkânsız ölçeklerdeki boyutlarıyla

    İmkânsız ölçeklerdeki boyutlarıyla insanı ufak hissettiren kocaman yapılar ve ölçeğin tamamıyla ortadan kalktığı kum denizleri görmeyi beklediğimiz şeylerdi; fragmanlarda ve yönetmenin filmografisi bu konuda ipucu veriyordu ve Arrakis büyüleyici çekimlerle görselleştirilmiş burada. Ancak daha ufak ölçekte, kapalı mekânlarda oluşturulan karakter çekimlerinin barok devresi ışıklandırmalarla verilmesini beklemiyordum. Oscar Isaac’in canlandırdığı Duke Leto Atreides’i oda uzunluğundaki masanın bir ucunda, Baron Harkonnen’in karşısında çırılçıplak ve felç olmuş şekilde görmek aslında vurucu. Öykünün ana çatışmasının iki yönünı bir masada karşı karşıya görmek, Leto’nun duvarda asılı, babasını öldüren domuzun kafasına bakıp ölümünü kabul edişini görmek: Sinematografinin yapması gereken her şey bu işte.

    Filmin diyaloglarını ek olarak var tespit edilen bir şey değil ana anlatının gerçek bir parçası bulunduğunu görmek harika bir deneyim. Tüm bu görüntüleri IMAX salonunda izlediğim için aslında mutluyum zira hadise yalnızca ekranın büyük olmasında değil. Boyuttan ziyade ekrana daha yakın olmak deneyimi manalı kılıyor. Çünkü ekranın büyük bulunduğundan konuşmak yalnızca görüntülerin -özellikle geniş açı çekimlerin- daha çarpıcı olma ihtimalini ima ediyor ve çölde geçtiğimiz derhal her sahne bu kuvveti sonuna kadar kullanıyor. Ancak arkadaşlarımdan aldığım öneriler, internette yazılan övgüler ve hem de Villeneuve’ün ısrarları dahil hiçbir şey IMAX’in sağladığı samimiyeti, görüntünün içerisinde olma hissini anlatamadı bana. Eğer imkânınız varsa bu filmi mutlaka IMAX salonunda izleyerek deneyimlemelisiniz.

    Dune: Çöl Gezegeni Oyuncu Seçimi Konusunda Ne Kadar Başarılı?
    Oyuncu kadrosunda Timothée Chalamet, Zendaya, Rebecca Ferguson, David Dastmalchian, Jason Momoa, Dave Bautista, Oscar Isaac ve Javier Bardem gibi isimlerin varbulunduğu yapımda bir adet bile isabetsiz cast tercihi yok desem yeridir.

    Yine de aralarından ikisi çok daha itinalı çalışılmış gözüküyor

    Yine de aralarından ikisi çok daha itinalı çalışılmış gözüküyor ve her ikisi de İsveçli. Rebecca Ferguson için bu durumu bekliyordum zira filmin tanıtımında yönetmenden sonra en çok yer alan isimlerden biriydi ve Leydi Jessica için özel bir hazırlık yaptıklarından çokça bahsediyorlardı. Filmi izlerken de bu çalışmanın sonuçları çok basit gözlemlenebiliyor. Karakterin hem kendi içerisinde hem diğer karakterler ile yaşadığı çatışmaları -kitaptakinden biraz daha farklı oran ve yoğunluklarla- yaşadığı zıtlıklar üzerinden yansıtıyor.

    Kitaptaki hâli ile Leydi Jessica oğlunun özel biri bulunduğundan kaynaklanan yaşanabilecek birtakım problemlerin farkında ve bunları aşmak için yapması gereken şeyleri de öngörebilen bir karakter. İşler hikâyedeki noktaya gelinceye kadar zaten -aldığı Bene Gesserit eğitimi sayesinde- iç çatışmalarını denetim etmeyi öğrenmiş oluyor. Ancak film bize bunu söylemek yerine göstermeyi tercih ediyor. Jessica’nın vermek mecburiyetinde kaldığı kararlardan ne kadar çok etkilendiğini ve ne kadar zorlandığını Rebecca Ferguson’ın müthiş oyunculuğu ile görüyoruz. Zorlandığı anlara tanık olurken de kamera derhal kaçmıyor, aksine orada durup bizi o deneyimin bir parçası haline getiriyor. Jessica kendi içine dönüp korkularına bakıyor ve sevdiklerini ve kendisini korumada ona hizmet etmeyeceğini görüyor, zira hepimizin bildiği gibi “korku aklın katilidir”.

    Bir şeyin asıl kuvvetinü, manaını ve daha büyük ölçekteki konumunu göstermek için kullanabileceğiniz en iyi yöntemlerden biri önce o şeyin aksini göstermektir. Jessica’nın kendisini denetim etmeden önce verilen mücadeleyi görmek de gerçek kuvvetinü çok daha iyi bir biçimde gösteriyor. Tıpkı Arrakis’e, oradaki kum denizlerine, kumdaki dalgalara girmeden önce Caladan denizlerindeki suları görmek gibi; zıtları ile var tespit edilen ve onlara karşı mana kazanan şeyler.

    Bahsi geçtiğimiz diğer İsveçli oyuncu ise Baron Vladimir

    Bahsi geçtiğimiz diğer İsveçli oyuncu ise Baron Vladimir Harkonnen rolünde gördüğümüz Stellan John Skarsgård. Ses tonu, hareketleri ve yemek yiyişi ile kitaptaki haline birebir benzeyen ve bu yüzden harika tespit edilen bir parça Baron. Etrafındaki karakterler üzerindeki etkisi, makyajı ve sakin bir tonda konuşmasına rağmen ölüm tehdidi savurur gibi duyulan diyalogları ile filmdeki en ikonik karakterlerden biriydi benim için. Filmin director’s cut ya da genişletilmiş versiyonu çıkar mı bilinmez ama bir noktada çıkarsa sahnede daha çok görmek isteyeceğim karakterlerden biri mutlaka Baron olacak.

    Dune Filmi Tek Başına Beklentileri Karşılıyor mu?
    Gelelim asıl soruya. Maalesef, kitapları okumayan biri için hikâye kendi başına durabilen bir formda değil şu anki haliyle. Dune çok büyük bir evren ve hepsini -nerdeyse üç saat sürse bile- bir filmde anlatmak imkânsız. Hoş iki filmde anlatmak da yapılacak iş değil ama en azından şu sıralar ön hazırlığı devam eden 2. film çekilir ve her ikisinin de genişletilmiş sürümleri yayınlanırsa belki o vakit -kitaptaki kadar çeşitli olmasa bile- kendi içerisinde tutarlı çalışan bir bütün meydana çıkabilir.

    Bütçeleri, endüstrideki yerleri gibi birçok ortak özelliği benzer durumdaki iki kısımlı filmler ile karşılaştıralım mesela. Harry Potter ve Ölüm Yadigârları, Avengers: Infinity War ve Endgame numune olarak işimize yarayacaktır. İki bölüm hâlinde yayınlanmış bu yapımlarda her film tek başına ele alındığı vakit başı ortası ve sonu tespit edilen, kendi ufak zirve noktalarına (climax) sahip yapımlar. Karakterlerimizin ulaşmaya çalıştıkları şeyler, başaramazlarsa karşılaşacakları sonuçlar gün gibi ortada. Dune ile kıyaslayınca daha sıkı anlatılar olduklarını söylemeliyim. Ancak Çöl Gezegeni için en büyük aksilik Dune: Birinci Kısım bulunduğundan kaynaklı geçici süreli kusur değil de bu halinde birtakım büyük taşların olmaması.

    Dune araştırma 2021

    Mesela Atreides ailesine ihanet eden Dr. Yueh’nun motivasyonunun tek cümle ile anlatılı geçilmesi, Baron Harkonnen’in Lansraad hanedanlarından tek cümle ile bahsedip geçmesi filmdeki birçok vakanın sebep sonuç teması bağlamında olmasını önlüyor. Bunlara ek olarak bir de hikâyenin tamamını bilmeden filmde olmasını haklı çıkaramayacağımız pek çok şey var. Kitapta -satır aralarında da olsa- çok öncelikli yer kaplayan ekoloji ve onunla gelen pek çok okumanın filmde kökten olmamasından konuşmuyorum bile.

    Game of Thrones ile oluşturulan karşılaştırmalar var

    Game of Thrones ile oluşturulan karşılaştırmalar var ve onların da sebebini görmek zor değil. Her iki metin de kıymetli kaynakları kullanarak ve politik hareketler yaparak güç dengelerini kendi lehine çevirmeye çalışan büyük hanedanların bulunduğu bir politik düzlemde yer alıyor. Bu tarz bir anlatının hangi formda daha iyi çalıştığı konusu ile ilgili bir kuşku yok ortada; tek filmde aktarılacak ölçüde bir hikaye değil bu.

    Teknik olarak üçleme olsa da ilk iki filmi ile Dune’a benzettiğim bir diğer yapım da The Godfather serisi: Komplike politik çevrelerde istemediği bir anda güce sahip tespit edilen karakterler, harika ses tasarımları ve sinema dünyası için standart belirleyen güçte görüntüler var ikisinde de. Ancak Godfather karakterlerin motivasyonlarını, başarı ve çuvallamaları durumunda olabilecekleri o kadar açık bir şekilde anlatıyor ki ilk filmin üçüncü perdesine girince seyirci her şeye hazır oluyor. Dune için aynı şey yalnızca kitapları bilip oradaki boşlukları kendi doldurmaktan rahatsız olmayan izleyiciler için geçerli.

    Aynı evrenden diğer bir yorumu Denis Villeneuve de Paul Atreides’i The Godfather’daki Michael Corleone’ye benzeterek yapmıştı.

    Dune’un karşılaştırdığım bütün filmlerden farklı

    Dune’un karşılaştırdığım bütün filmlerden farklı tespit edilen bir yönü var. Salondan çıktıktan sonra da akılda kalan alanı o oluyor: Yapım kendisini diyaloglar ve hadise örgüsü üzerinden değil bir görüntüler ve sesler topluluğu olarak var ediyor. Yazı ile transferi güç bir kalite ama anlatmaya çalışınca aklıma gelen sözcük sinematik oluyor. Bahsi geçtiğimiz departmanlardaki eksiklerine rağmen Dune en azından giriş bölümü olarak beklentilerimi karşıladı.

    Kitapları okuyan birisi olarak Dune: Çöl Gezegeni filminden çok beğeni aldım. Umarım bir gün bu hikâyenin daha uzun süreli sürümlerinı ve belki de diziler ile daha çeşitli bir biçimde anlatıldığı hâllerini görebiliriz. Aynı evrende geçecek The Sisterhood dizisinin de yolda bulunduğunu ve çekilmesi durumunda Dune 2 devam filminin Zendaya’lı Chani karakterine odaklanacağını hatırlatalım.

    Sizler Dune filmi ile ilgili neler düşünüyorsunuz? Yorum ve eleştirilerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.Dune Çöl Gezegeni izle filmi için yorumlarınız bizim için önemli

    Diğer Adları:

    Dune Çöl Gezegeni izle

    Yayın Tarihi:

    2000

    Henüz hiç yorum yapılmamış.
    İlk yorumu yapan sen olmak istemez misin?